|
Perihan Yılmaz
Malcolm Knowles yetişkinlere ilişkin öğrenmeyi dört varsayım üzerine kurmaktadır:
- Olgunlaştıkça yetişkinler kendi kendilerini yönlendirmeye eğilimlidirler.
- Yetişkinlerin deneyimleri öğrenme için zengin bir kaynaktır. Yetişkinler edilgen dinlemeden çok, sorun çözme ya da tartışma gibi deneye dayalı teknikler aracılığıyla daha etkili öğrenirler.
- Yetişkinler evlilik, yeni bir işe girme ya da işten atılma gibi gerçek yaşamın deneyimlerinden kaynaklanan özgül öğrenme gereksinimlerinin farkındadırlar.
- Yetişkinler yeterliğe dayalı öğrenicidirler, yani doğrudan kendi koşullarına yararcı biçimde uygulayabilecekleri bir beceriyi öğrenmek ya da bilgiyi edinmek isterler.
Pedagoji çocuklara ilişkin eğitim bilimi ve sanatı anlamına gelmekte olup, genellikle öğretme ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Pedagoji öğretmene odaklı eğitimi belirtir. Diğer taraftan androgoji öğrencilerin öğrenmelerine yardımcı olma sanat ve bilimi anlamı taşımaktadır.
Bu terim, yetişkin eğitimciler tarafından, yetişkin öğrenmelerine ilişkin kuramı açıklamak için yaygın biçimde kullanılmaktadır. Pedagojiye bir seçenek olan bu terim, öğrenmeye yönelik beş durum önermektedir:
- Öğrenenlerin bir şeyi öğrenmenin neden önemli olduğunu bilmelerine fırsat tanır - bilme gereksinimi.
- Bilgi aracılığıyla, öğrenenlere, kendilerini nasıl yönlendireceklerini gösterir - kendi kendini yönlendirme gereksinimi.
- Öğrenenlerin deneyimleriyle öğrenilen konuyu ilişkilendirir – deneyimin niteliğine ve niceliğine önem verme.
- İnsanların öğrenmek için güdülenmedikçe ve öğrenmeye hazır olmadıkça öğrenemeyeceklerini vurgular – öğrenme için hazırbulunuşluk.
- Yaşamı, işi, sorunu merkez alan bir yönlendirme gereksinimini ortaya koyar – genellikle bu durum öğrenmeye ilişkin engelleri, davranış ve inançları ortadan kaldıracak yardımı gerektirir.
Pedagoji ve andragoji öğretmen yönlendirmesinden öğrenici yönlendirmesine uzanan bir öğrenme uzamını temsil eder. Bir uçta öğretmen, diğer uçta öğrenici yönlendirmesi bulunmaktadır. Duruma bağlı olarak her iki yaklaşım çocuklar ve yetişkinler için uygundur.
İnsanlar öğrenme uğruna öğrenirler: Zevk için uğraş arayanlar pul toplar, denizcilik derslerine katılır, kanarya sevenler derneklerine üye olurlar. Bunların hiçbiri doğrudan işle, sorunlarla ilgili uğraşlar değildir. Buna karşın yetişkinler evlilik, boşanma, yeni bir iş, terfi, işten kovulma, emeklilik, sevilen bir kişinin ölümü... gibi yaşamı değiştiren olaylarla başedebilmek için öğrenme yaşantıları (deneyimler) peşinde koşarlar. Bu tür oluşumlar genellikle öğrenmek için bir gereksinin algısı yaratır.
Yetişkin Öğrenmelerine İlişkin İlkeler (özet)
Yetişkin eğitimi çocuk eğitiminden oldukça farklı biçimde gerçekleştirilmelidir.
Eğitimde, aşağıda belirtilen ilkelere uyarsanız daha başarılı olma olasılığınız vardır.
Yetişkinler:
- Öğrenmek isterler. Başarım (performans) ve başarılarında eğitimin kilit öğe olduğunun farkındadırlar. İşten atılmanın yaygın olduğu bir dünyada, insanlar, onlara yeni bir işin kapılarını, sahip oldukları becerilerin açacağının farkındadırlar.
- Katılmaya ve kendilerine başvurulmaya gereksinim duyarlar. Onlara neyin, kim tarafından, ne zaman öğretileceğini bildirmek, istekle katılmaları için adanmışlıklarını artırır.
- İçeriğin gereksinimleriyle ilişkili olmasını isterler. Eğitim içeriğinin kafalarındaki özel koşullar çerçevesinde tasarlanmasına gereksinim duyarlar.
- Eğitimin içeriğine ve sürecine meydan okuyabilmek hoşlarına gider. Fikirleri içtenlikle eleştirebilmek isterler.
- Soru sorabilmekten hoşlanırlar. Ortaya attıkları sorunların ciddi biçimde ele alınmasını ve kabul edilebilir bir zaman içinde üstesinden gelinmesini beklerler.
- Kendilerine eşit davranılmasını beklerler. Hiç kimse aşağılanmak ve kendisine çocuk gibi davranılmasından hoşlanmaz.
- Risk içermeyen bir ortamda uygulama yapabilmek isterler.
- Yapıp ettiklerine ilişkin geribildirim almaktan mutlu olurlar. Davranışları uygun biçimde geçerli kılınmazsa, öğrendikleri becerileri tekrarlamak ve hatalı gerçekleştirdikleri becerileri düzeltmek için güven geliştirmeyebilirler.
- Görüş birliği içinde oldukları fikirleri onaylamak ve karşı oldukları fikirlere meydan okumak üzere etkin dinlerler.
- Zorlanmak isterler. Onları düşündürecek ve onlarda gerginlik yaratacak ödevlerle baş başa bırakılmalıdırlar.
- Her bireyin kendine özgü deneyimi, özgeçmişi, yeteneği ve öğrenme biçimi olduğu için farklı hızda ve farklı şekilde öğrenirler.
- Yeni bir şeyler öğrenmeden önce eski fikirleri ve alışkanlıkları unutmaya gereksinim duyabilirler.
- Öğrendiklerini kendi deneyim ve bilgileri üzerine oturtmaya çalışırlar.
- Sorunlarına uygulanabilir çözümler ararlar.
İnsanların kavramları hatırlamaları konusunda şu ilkelerden yararlanılmalıdır:
- En son öğrenilenler en çok hatırlanır.
- Hakkında birden fazla tekrara başvurulan kavramlar daha kalıcı olur.
- Eğer eğitim süresince uygulama fırsatı tanınırsa kavramlar daha kolay hatırlanır.
- Eğitimden hemen sonra işbaşında uygulamayla kavramların kalıcılığı sağlanır.
- Bilmenin ve kullanmanın önemi kavranırsa kavramları hatırlama kolaylaşır.
- İnsanlar yöneticileri ya da örgütte önemli olan diğer kişilerce, kullandıkları için ödüllendirilir ya da kullanmaları için cesaretlendirilirlerse, kavramları unutmazlar.
KAYNAKÇA
Stephen Brookfield:The Power of Critical Theory for Adult learning and Teaching Open University Pres 2005
|