"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
YAYGIN EĞİTİM KAPSAMINDA MESLEKİ EĞİTİM SİSTEMİ

Yaygın Eğitim Kapsamında Mesleki Eğitim Sistemi[1] (2009/Ekim)

 Dr. Necdet Kenar
 
1. Giriş
Mesleki ve teknik eğitim; iş piyasasında insanlara belirli bir işi yapmak veya bir mesleği yerine getirmek için gerekli olan bilgi, beceri ve yetkinlikleri kazandırmayı amaçlar. Mesleki ve teknik eğitim bireyler, işletmeler ve toplumlar açısından çok yönlü işleve sahiptir. Birey açısından mesleki eğitim; teorik eğitim ile işyeri ortamı arasında köprü kurarak bireyi işgücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda donatır, istihdam edilebilirliğini sağlar ve çalışma hayatına hazırlar. Çalışma hayatının ötesinde hayatın diğer yönlerinde de bireylerin gelişimini ve sosyal hayatta aktif vatandaşlık becerilerini destekler. İşletmeler açısından mesleki ve teknik eğitim; işletmelerin verimliliğini, performansını, rekabet yeteneğini, araştırma ve inovasyon kapasitesini güçlendirir. İs kalitesi ve çalışan motivasyonun artırılmasında mesleki eğitimin rolü büyüktür. Toplum açısından mesleki ve teknik eğitim, ekonomik gelişme, refah, fakirliği önleme ve sosyal uyum ve sosyal içermeyi güçlendirir. Yaşadığımız ortamların ve şehirlerimizin düzenli işlemesi ve değerli olmasına katkıda bulunarak yaşam kalitesini artırır. Ayrıca, mesleki ve teknik eğitim, istihdam ve sosyal politikaların merkezinde yer alır ve yaşam boyu öğrenme stratejilerinin anahtar unsurudur.
 
Mesleki ve teknik eğitim, farklı ülkelerde farklı sistemler altında farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Ancak hemen her ülkede mesleki eğitim 3 temel bölüm altında yapılanmıştır: Örgün eğitim, yaygın eğitim, enformel (alaylı) öğrenme. Okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimden oluşan örgün eğitim içinde mesleki ve teknik eğitim; orta öğretimden yüksek öğretime kadar değişik aşamalarda verilmektedir. Yaygın (non-formel) eğitim; örgün eğitim dışında işyerlerinde veya dershaneler, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, odalar gibi kuruluşlar tarafından organize edilen kurs, özel ders, seminer türü öğrenmedir. Yaygın eğitiminen temel ve ağırlıklı bölümünü mesleki ve teknik eğitim oluşturur. Enformel (alaylı) öğrenme; iş, aile veya eğlenceyle ilgili günlük faaliyetler sonucunda edinilen öğrenmedir.  Enformel öğrenme mesleki eğitim ve kişisel gelişim açısından önemli bir öğrenme biçimidir.
 
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, Türk milli eğitim sistemini örgün ve yaygın eğitim olmak üzere iki temel bölüm altında oluşturmuştur. Yüksek öğretim hariç tutulduğunda ülkemizde meslek eğitimi örgün mesleki ve teknik eğitim, yaygın eğitim ve çıraklık eğitimi yoluyla verilmektedir. Kanun enformel (alaylı) öğrenme biçimine ilişkin ayrı bir düzenleme yapmamış, bu tür öğrenme yaygın eğitim içinde değerlendirilmektedir. Örgün mesleki eğitim, orta öğretim kapsamında Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı 4 yıllık mesleki ve teknik liseler ile üniversitelere bağlı 2 yıllık meslek yüksek okulları tarafından verilmektedir. Bu yazımızda örgün eğitim dışında yer alan yaygın eğitim içinde mesleki eğitim incelenecektir. 
 
2. Mevcut durum 
 
2.1. Yaygın eğitim
Örgün eğitimin dışında yürütülen her türlü eğitim etkinliği, yaygın eğitim kategorisini oluşturmaktadır. Yaygın eğitim, örgün eğitim gibi Milli Eğitim Bakanlığı’nın yönetim ve denetiminde yürütülmektedir. Yaygın eğitim içinde en geniş yer tutan faaliyet, mesleki eğitim; mesleki eğitim içinde de en önemli eğitim faaliyeti, çıraklık eğitimidir.
 
 
2.1.1 Çıraklık eğitimi
Örgün mesleki ve teknik eğitim dışında meslek öğrenmenin en önemli yolu yaygın eğitim içinde yer alan çıraklıktır. Çıraklık eğitimi, bir yaygın eğitim türü olmasına rağmen, yaygın eğitim mevzuatı dışında ayrı bir kanunla düzenlenmiştir. İlk kez 1977 yılında çıkarılan 2089 sayılı Yasa ile eğitim sistemimiz içinde yer alan çıraklık sistemi ile ilgili 1986 yılında 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu yürürlüğe girmiştir. 2001 yılında yapılan değişiklikle adı “Mesleki Eğitim Kanunu” olarak değiştirilen söz konusu Kanun; çırakların, kalfaların ve ustaların eğitim ve öğretimi ile ilgili kural ve düzenlemeleri belirlemiştir. Çıraklık eğitimi genel olarak iki farklı biçimde uygulanmaktadır: (i) 3308 sayılı Kanun kapsamında MEB tarafından belirlenen il ve meslek dallarında yapılan çıraklık eğitimi uygulaması; (ii) MEB’in çıraklık eğitimi yapmadığı meslek dallarında ilgili meslek kuruluşlarının koordinasyonunda verilen geleneksel çıraklık eğitimi uygulaması.
 
Çıraklık eğitimi, zorunlu temel eğitimini tamamlayıp bir işyerinde meslek öğrenmek amacıyla çalışan gençlerin teorik ve pratik eğitimini kapsayan eğitim türüdür. Başlamak için 14 yaşının tamamlanması gerekir. Zorunlu eğitimi bitiren ancak 14 yaşın altında olanlar, çırak adayı statüsüyle çıraklık eğitimine başlarlar.
 
Çıraklık eğitiminde 4 aşama vardır: Çırak adaylığı, çıraklık, kalfalık ve ustalık. Çıraklık eğitimine başlamak isteyen genç, öncelikle çalışacağı işyerini bulur. Çalışmaya başlamadan önce işyeri sahibi veya vekili ile çırağın velisi arasında MEB’ce belirlenen bir standart sözleşme imzalanır. Çırak adayları ve çıraklar, öğrenci “çırak öğrenci” statüsündeki kişilerdir ve öğrencilere tanınan tüm haklardan yararlanırlar. Çıraklık süresi mesleğin özelliğine göre 2 ile 4 yıl arasında değişir ve devamlıdır. Çıraklar, haftada bir gün mesleki eğitim merkezlerinde veya MEB’ce uygun bulunan iş yerlerinin eğitim biriminde teorik eğitim, haftanın kalan günlerinde işyerinde pratik eğitim alırlar.
 
Pratik eğitim, usta eğiticilerin denetimi ve gözetimi altında yapılır. 2001 yılında yapılan bir düzenleme ile lise ve daha üst düzeyde genel eğitim almış olanlara da çıraklık eğitimi yolu açılmıştır. Çıraklık eğitimi bir deneme dönemi ile başlar ve bu dönem mesleğin özelliğine göre 1 ile 3 ay arasında değişir. İşverenler çıraklara ve aday çıraklara en az asgari ücretin yüzde 30’u kadar ücret ödemek zorundadırlar. Çırak adayları ve çıraklar iş kazalarına, mesleki ve diğer hastalıklara karşı sigortalanırlar, sigorta primleri devlet tarafından ödenir.
 
Çıraklık eğitimini tamamlayanlar kalfalık sınavına girebilirler. Teorik ve pratik sınavda başarılı olanlara kalfalık belgesi verilir. Kalfalık eğitimi ustalık düzeyine ulaşmak için verilir. Üç yıllık programa dayanan kalfalık eğitimi MEB’e bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde verilir. Bu süre içinde kalfalar işyerlerinde çalışmaya devam ederler. Bu eğitimi tamamlayan kalfalar ve/veya kalfalık belgesi aldıktan sonra en az beş yıl süre ile mesleklerinde çalıştıklarını belgelendirenler ustalık sınavına girebilirler. Ayrıca, meslek lisesini bitirenler de ustalık sınavına girebilir. Teknik lise mezunları ise sınava girmeksizin ustalık belgesine sahip olurlar. Çıraklık eğitimi veren kuruluşlar; 14 ilde bulunan “Mesleki Eğitim Merkezleri”, işletmeler, işletmeler bünyesinde oluşturulan “Eğitim Birimleri” ve TESK’ce kurulup MEKSA Vakfı ile işbirliği içinde işletilen “İşletmeler Üstü Eğitim Merkezleri”dir. Çıraklık eğitimi ağırlıklı olarak küçük ölçekli esnaf ve sanatkâr işletmelerinde uygulanmaktadır.
 
MEB’e bağlı 307 adet Mesleki Eğitim Merkezi vardır ve 2008–2009 öğretim yılı itibariyle 1.651 aday çırak, 133.215 çırak ve 52.877 kalfa olmak üzere toplam 187.743 kişi çıraklık eğitimi kapsamında eğitim görmektedir. Öğrencilerin %90’ının erkek olduğu çıraklık sistemi, cinsiyet eşitliğinin en adaletsiz olduğu mesleki eğitim sistemi olarak dikkat çekmektedir. Örgün eğitim ile karşılaştırıldığında çıraklık eğitimi, sayısal açıdan daha küçük bir yer tutmaktadır. 2008-2009 öğretim yılında çıraklık öğrenci sayısı örgün mesleki eğitim sistemindeki öğrenci sayısının sekizde biri, meslek yüksek okullarındaki öğrenci sayısının yaklaşık beşte biridir (Tablo 1). Ancak çıraklık eğitimini tamamlayanların istihdama geçişleri meslek lisesi mezunlarına göre daha kolay ve istihdam oranları daha yüksektir.
 
Tablo 1: Okul ve öğrenci sayıları 2008-2009

Eğitim kademesi
Okul/Birim
Toplam öğrenci
Kız
Erkek
Kız öğrenci %
Okul öncesi eğitim
23.563
804.765
383.732
421.033
47,7
İlköğretim
33.769
10.709.920
5.156.049
5.553.871
48,1
Ortaöğretim
8675
3.837.164
1.757.223
2.079.941
45,8
Genel orta öğretim
4.053
2.271.900
1.085.656
1.186.244
47,8
Mesleki ve Teknik Lise
4.622
1.565.264
671.567
893.697
42,9
Yükseköğretim
1.339
2.934.281
1.274.618
1.649.663
43,4
Ön Lisans- MYO
580
879.275
393.069
486.199
44,7
Çıraklık eğitimi
*307
 187.743
35.531
152.212
18,9

Kaynak: MEB, Milli Eğitim İstatistikleri 2008-2009, ÖSYM Yükseköğretim İstatistikleri 2008-2009. * Mesleki Eğitim Merkezleri
 
2.1.2. Yaygın mesleki ve teknik eğitim
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yaygın eğitim, bireylerin yaşamlarının tümünde ihtiyaç duyacakları her türlü eğitim ve öğretimi kapsayacak biçimde tanımlanmıştır. Söz konusu Kanun resmi-özel tüm kuruluşların MEB koordinasyonunda yaygın eğitim verebilmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca, 2006 yılında çıkarılan Yaygın Eğitim Yönetmeliği, özel eğitim kurumları dışında kalan Halk Egitim Merkezleri ve Egitim Odaları ya da başka herhangi bir kurum ile işbirliği içinde ya da Halk Egitim Merkezlerinin onayı ile açılacak bütün kursların kuruluş, idari, eğitim, danışmanlık, denetim ve koordinasyon etkinliklerini kapsamaktadır. Yaygın eğitim hizmetleri; yönetmelikte okuma-yazma kursları, meslekî ve teknik eğitim ile sosyal ve kültürel kurslar olmak üzere üç ana bölümde düzenlenmiştir. Hedef grubu örgün eğitim sistemine hiç girmemiş ya da bu sistemin herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademelerden çıkmış kişileri kapsar. Kamuda yaygın eğitimi en yoğun uygulayan kuruluş MEB’dir.
 
MEB, “Halk Eğitim Merkezleri” ile ve belde, köy ve mahallelerde oluşturulacak "Eğitim Odaları” aracılığı ile yaygın eğitim faaliyetinde bulunmaktadır. MEB’e bağlı örgün eğitim kurumları da ihtiyaç halinde yaygın eğim hizmeti sunmaktadır.  MEB’e bağlı mesleki ve teknik okul ve kurumlarında uygulanacak yaygın mesleki ve teknik eğitim programları ve uygulama esasları Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nin 30-37’inci maddelerinde açıklanmıştır. Yönetmeliğin 67’inci maddesinde kurumlarda, yerel ihtiyaçlara ve ulusal meslek standartlarına uygun olarak mesleki ve teknik eğitim alanında sertifika ve belgeye götüren her tür kurs açılabileceği, 70 ve 71’inci maddelerinde meslek kursları ile geliştirme ve uyum kurslarının düzenlenmesi hakkında esaslar belirlenmiştir.
 
En çok görülen yaygın eğitim şekli, Halk Egitim Merkezleritarafından sağlananlardır. 2007-2008 öğretim yılı sonu itibariyle ülke genelindeki il ve ilçelerde bu tür merkezlerden 935 tane bulunmaktadır ve bu merkezlere iki milyondan fazla kişinin katılımı gerçekleşmiştir (Tablo:2). Katılımcıların %45,8’i meslek kurslarına; %45,9’u sosyal kültürel kurslara; kalan %8,2’si okuma yazma kurslarına katılmıştır. Bütün kurslarda kadınlar çoğunluğu oluşturmaktadır ve toplam kursa katılanlar içinde kadınların oranı %57,2’dir. Çıraklık eğitimi erkek egemen bir eğitim sistemi görünümünde iken halk eğitim merkezlerinde kadınların çoğunluğu oluşturması bu iki eğitim sisteminin sonuçlarının istihdama yansımaları dikkati bir çeken bir husustur. Örgün eğitimden yararlanamayan kadınların, özellikle kırsal kesimde, biçki-dikiş, nakış, el sanatları, ev ekonomisi kursları gibi doğrudan istihdamdan ziyade ev ekonomisine katkı sağlayacak kurslar olduğu gözlenmektedir.[2]
 
MEB’in yaygın mesleki ve teknik eğitim etkinliklerine katılan kursiyerlerin yaş itibariye dağılımı şöyledir: 7-14 yaş grubunda %10,83; 15-22 yaş grubunda %67,25; 23-44 yaş grubunda %20,72; 45+ yaş grubunda %1,20.[3] Bu veriler yaygın mesleki eğitime katılanların %78’inin 23 yaşından küçük olduğunu göstermektedir ki bu durum yaygın mesleki eğitimin daha çok örgün eğitimi tamamlayamamış yada tamamlamış ancak bir mesleğe sahip olamamış kişilerin meslek öğrenmesine yönelik olduğunu göstermektedir. Bu da yaygın mesleki eğitimin sürekli eğitime-yaşam boyu öğrenmeye dönüşmediğini göstermektedir.
 
 
 Tablo 2: Halk Eğitim Merkezlerince Açılan Kurslar ve Kursiyer Sayıları
            (2007-2008 Öğretim Yılı sonu)

Kurs türü
Kurs sayısı
Katılan kursiyer sayısı
Toplam
Erkek
Kadın
Toplam
141.224
2.271.057
970.066
1.300.991
Meslek kursları
60.542
1.049.915
415.259
625.656
Sosyal kültürel kurslar
66.920
1.044.081
477.603
566.478
Okuma yazma kursları
13.672
186.061
77.204
108.857

Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı
Halk Eğitim Merkezleri ve örgün eğitim kurumları (mesleki ve teknik liseler) dışında MEB’e bağlı yaygın eğitim faaliyetinde bulunan kurumlar aşağıda yer almaktadır.
İlk kez 1945 yılında açılan ve halen 11 ilde 12 Enstitü'de faaliyet gösteren Kız Teknik Öğretim Olgunlaşma Enstitüleri; 2 yıl süreli, döner sermaye ile işletilen kurumlardır. En az ilköğretim okulunu bitiren öğrencilerin, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirerek meslek sahibi olmalarına imkân sağlayan bu kurumların Bakanlıkça belirlenen bazı bölümlerine en az lise ve meslek lisesi mezunları alınmaktadır.
Pratik Kız Sanat Okulları; genç kız ve kadınlara yönelik mesleki eğitim veren, kız meslek liselerine bağlı ya da bağımsız faaliyet gösteren yaygın eğitim kurumlarıdır.
Endüstri Pratik Sanat Okulları; ilköğretimi bitirmiş veya orta öğretim kurumlarından ayrılmış olanların;
bir meslek sahibi olmalarını,
ya da çalıştıkları mesleklerde gelişmelerini
veya meslek değiştirmelerini sağlayan, değişik süre ve kademeli öğretim programları ile gündüz ve akşamları kurs niteliğinde öğretim yapan MEB’e bağlı yaygın eğitim kurumudur.
Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri; endüstriyel alanlarda kurslar yoluyla, en az ilköğretim okulu mezunu gençlere meslek kazandırmak, mesleklerinde gelişmek isteyenlerin mesleki bilgi ve becerilerini yeni teknolojilere paralel olarak geliştirmek gayesi ile kurulmuş MEB’e bağlı yaygın endüstriyel teknik eğitim kurumlarıdır. Bu merkezlere yatılı öğrenci kabul edilmektedir.
Yetişkinler Otelcilik ve Turizm Eğitim Merkezleri (YOTEM); Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinin bünyelerinde faaliyet gösteren bu merkezlerde,turizm sektörünün kısa sürede ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştirmek  ve yetişkinlere turizm eğitimi vermek amacıyla resepsiyon, servis, mutfak, kat hizmetleri, seyahat acenteciliği, animasyon, turizm işletmeciliği vb. alanlarda meslek kursları açılmaktadır.
Meslekî ve Teknik Açıköğretim Okulu; bir meslek edinmek isteyen veya mesleğinde ilerlemek isteyen vatandaşlara uzaktan öğretim teknikleri ile meslek kursları ve sertifika programları açmak, eğitim sonunda sınavlarını yaparak başarılı olanlara bitirme veya yetki belgelerini vermek amacıyla 1974 yılında kurulmuştur. İlköğretim okulu mezunu veya daha üst düzey öğrenim görmüş vatandaşlara, uzaktan öğretim veya gerektiğinde yüzyüze eğitim programları uygulayarak meslek kazandıran ve bu yolla onları hayata hazırlayan  Meslekî ve Teknik Açıköğretim Okulu, gerçekleştirdiği eğitim ve sınavlarda başarılı olan yaklaşık 70.000 kişiye “Elektrik Tesisatçılığı Yetki Belgesi” vermiştir.
Turizm sektörünün ihtiyaç duyduğu ara insan gücünü yetiştirmek amacıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kurulan ancak 2006 yılında çıkarılan 5450 sayılı Kanunla MEB’e devredilen Turizm Eğitim Merkezleri de (TUREM); yiyecek ve içecek üretimi ve servisi, kat hizmetleri, ön büro v.b. alanlarda yaygın mesleki eğitim faaliyetinde bulunmaktadır.[4]
2.2 İŞKUR’un yaygın eğitim faaliyetleri
MEB’den sonra yaygın mesleki eğitim faaliyetinde bulunan en önemli kuruluş İŞKUR’dur. İŞKUR, aktif işgücü piyasası programları çerçevesinde yaygın eğitim faaliyeti içindedir. Bu programlar; işgücü yetiştirme programları, meslek araştırma ve geliştirme, iş ve meslek danışmanlığı ve işletmelerde eğitim çalışmalarından oluşmaktadır.Bunlardan işgücü yetiştirme programları ile kadınlar, gençler, uzun süreli işsizler, özürlüler, hükümlü ve eski hükümlüler ile işgücü piyasasında geçerli bir mesleği olmayan vasıfsız işsizlere yönelik işgücü yetiştirme kursları düzenlemektedir.İşgücü yetiştirme programları kapsamında istihdam garantili işgücü yetiştirme kursları, kendi işini kuracaklara yönelik düzenlenen kurslar, işsizlik ödeneği ve İş Kaybı Tazminatı (İKT) alanlara yönelik düzenlenen kurslar, özürlü ve eski hükümlülere yönelik düzenlenen kurslar, toplum yararına çalışma programları (TYÇP), hizmetleri yürütülmektedir.
 
Tablo 2: İŞKUR işgücü yetiştirme kursları

KURS GRUBU
2007
2008
2009 *
Kurs
Katılan
Kurs
Katılan
Kurs
Katılan
Hükümlü/Eski Hükümlülere Yönelik
413
6.188
303
4.042
195
2.529
İstihdam Garantili
196
9.327
347
8.435
552
12.202
İşgücü Yetiştirme
21
794
21
420
2.960
60.442
Kendi İşini Kuracaklara Yönelik
86
1.698
259
4.399
305
6.624
İşsizlik Sigortası Kapsamında
275
4.329
390
6.187
22
371
ÖSDP
177
3.381
225
4.267
0
0
Özürlülere Yönelik
179
7.880
261
4.177
121
1533
Cazibe Merkezi Projesi
0
0
0
0
12
450
GAP-2
0
0
0
0
458
10.661
GAP-2/TYÇP
0
0
0
0
10
679
Hibe Projesi
0
0
0
0
343
9.170
TYÇP
0
0
0
0
80
1.769
Toplam
1.347
33.597
1.806
31.927
5.085
106.512

*2009 yılı Ocak-Ağustos dönemi.
Kaynak: İŞKUR İstatistik Bültenleri
İşsizlik fonundan mesleki eğitime ayrılan kaynakların artırılması ile İŞKUR’un özellikle 2009 yılından itibaren işgücü yetiştirme ve meslek eğitimi faaliyetlerini artırdığı görülmektedir. 2008 yılında yaklaşık 32 bin kişiye verilen hizmetler 2009’un ilk dokuz ayında 106 bin kişiyi geçmiştir. İŞKUR, mesleki eğitim faaliyetleri konusunda MEB ile son yıllarda işbirliğini geliştirmektedir. Bu konuda MEB ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında düzenlenen “İşgücü Yetiştirme ve Uyum Hizmetleri İşbirliği Protokolü” ile işbirliğine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Ayrıca iki bakanlık arasında imzalanan 9 Ocak 2009 tarihli “İstihdam İçin Mesleki Eğitim Projesi Protokolü” ile İŞKUR eğitimlerinin MEB eğitim kurumlarında yapılması esasları belirlenmiştir. İkinci protokol sonrası İŞKUR eğitimlerinin çoğunlu MEB kurumlarında yapılmaktadır.
İŞKUR, kamu ve özel sektör işletmelerinde çalışanlara yönelik ilk ve orta kademe yöneticilik, iş sağlığı güvenliği eğitimleri de vermektedir. 2008 yılında 567 seminer ile 12.778 kişini katıldığı bu kurslar beklenen ölçüde yaygınlaşamamıştır.
Ayrıca İŞKUR, iş ve meslek analizi çalışmaları ve iş ve meslek danışmanlığı çalışmaları yapmaktadır. Teknolojide meydana gelen gelişmelere paralel olarak, işgücü piyasasında ortaya çıkan yeni meslekler tespit edilerek görev tanımları hazırlanmaktadır. Görev tanımları yapılan meslekler Türk Meslekler Sözlüğüne (TMS) aktarılmaktadır. TMS’de hâlihazırda 3.930 meslek yer almaktadır
 İş ve meslek danışmanlığı hizmeti il müdürlükleri bünyesindeki iş ve meslek danışma servisleri ve meslek bilgi merkezleri aracılığıyla yürütülmektedir.2008 yılında; Meslek Bilgi Merkezlerinden 62.592, bireysel görüşme hizmetlerinden 4.154 işsiz yararlanmıştır.
2.3. Yaygın eğitim sunan diğer kuruluşlar
MEB ve İŞKUR dışında yaygın eğitim faaliyetinde bulunan çok sayıda kamu kurumu, meslek örgütü, sivil toplum kuruluşu ve özel kuruluş vardır. Hemen bütün bakanlıklarla birçok kamu kuruluşu kendi alanlarında ya da kendi personeline yönelik yaygın eğitim faaliyetini kuruluş yasalarına dâhil etmiştir.
Bunlardan KOSGEB, KOBİ’lere yönelik eğitim ve danışmanlık hizmetleri ve desteği sağlamaktadır. KOSGEB, “genel eğitim programı” desteği ile işletmelere yönelik eğitim programları düzenlemektedir. “Özel eğitim desteği” ile işletmelerin hizmet içi eğitim faaliyetine parasal destek sağlamaktadır. İşletme başına sağlanan özel eğitim desteği parasal üst limiti 6.000 TL’dir. Destek oranları, işletme başına sağlayacağı üst limiti aşmamak koşulu ile, gelişmiş yörede %60, normal yörede %70 ve kalkınmada öncelikli yörede %80’dir.  KOSGEB’in işletmelere sağladığı danışmanlık desteği parasal üst limiti ise işletme başına 15.000.TL’dir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,El Sanatları Eğitim Merkezleri” aracılığı ile halı-kilim, terzilik, hazır giyim, boyama, nakış, ağaç oymacılığı, gümüş ve taş işlemeciliği v.b. alanlarda yaygın mesleki eğitim veren kuruluşlar arasındadır. Bilecik, Elazığ, Mersin (Silifke), Düzce, Kastamonu ve Sivas illerinde bulunan El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde 14 yaşını ve ilköğretimi tamamlamış kişiler eğitim alabilir.Kursiyerlerin iaşe ve ibate giderleri devlet tarafından karşılanan bu merkezlerin faaliyetleri, son yıllarda İŞKUR fonları ile desteklenmektedir. Tarım il müdürlükleri gezici köy kursları da düzenlemektedir. Ayrıca, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kırsal bölgelerde çiftçilere ve ailelere yönelik tarım ve ev ekonomisi konularında yaygın eğitim faaliyetinde bulunmaktadır.
Belediyeler meslek kursları ile yaygın eğitim faaliyetinde bulunmaktadırlar ve bu faaliyetler son yıllarda kurumsallaşma eğilimindedir. Özellikle büyükşehir belediyeleri, kurdukları meslek eğitim merkezleri ile işsiz gençlere, kadınlara ve özürlülere yönelik meslek eğitim kursları düzenlemektedir.
Meslek kuruluşları, üyelerine yönelik mesleki eğitim faaliyetleri ile yaygın eğitim sağlamaktadır. Meslek kuruşlarının yaygın eğitim faaliyetleri konusunda en önemli örnek TESK’in çıraklık eğitimi hizmetleri gösterilebilir. TESK(Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu) tarafından kurulan “İşletmeler Üstü Eğitim Merkezleri”, çıraklık eğitimi yapan gençlerin iş yerlerinde gördükleri pratik eğitimin eksik kalan kısmını tamamlamak amacıyla faaliyette bulunan eğitim merkezleridir. Bu merkezler aynı zamanda esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lere yönelik yaygın mesleki eğitim faaliyetinde de bulunur. Odalar, Birlikler, Federasyonlar ve Konfederasyon, 507 sayılı Kanunda belirtilen meslek eğitimine dair görevleri yerine getirmek ve özellikle işletmeler üstü eğitim merkezlerini kurmak ve çalıştırmak için gayri safi yıllık gelirlerinin % 20'sini ayırmak zorundadırlar.
Ticaret ve sanayi odaları, organize sanayi bölgeleri yönetimleri, üyelerine yönelik eğitim faaliyetleri ile yaygın eğitim içindedirler. Yine vakıf ve dernek olarak örgütlenen birçok sivil toplum kuruluşu ile sendikalar yaygın eğitim faaliyetlerinde bulunmaktadır. Yaygın mesleki eğitim sunan vakıfların önemli bir bölümü meslek kuruluşları ya da sendikaların kurduğu vakıflardır.
Bunlardan kurucuları arasında TESK, TOBB, TİSK, ve TÜRK-İŞ gibi kuruluşlar ile MEB ve İŞKUR’un yer aldığı MEKSA Vakfı (Mesleki Egitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı), 13 ilde bulunan 22 eğitim merkezinde çıraklara, kalfalara ve ustalara pratik mesleki eğitim sunmaktadır
Türkiye Metal Sanayicileri Sendikasının kurduğu MESS Eğitim Vakfı bu kuruluşlara bir diğer örnek kuruluştur. Vakıf sadece üyelere değil tüm işletmelere ve işsizlere yönelik mesleki ve kişisel gelişim eğitimleri ile danışmanlık hizmeti sunan bir yaygın eğitim kuruluşudur. MESS ayrıca Türk Metal Sendikası ile birlikte 2000 yılında “Ortak Eğitim Projesi” başlatmıştır. Bu zamana kadar toplam 54.000 çalışanın yararlandığı projede hedef 130.000 çalışandır. Eğitimler MESS Eğitim Vakfı tarafından verilmektedir.
Üniversiteler de, yaygın eğitim faaliyetlerinde bulunmaktadır.  Sayıları giderek artan üniversitelerde bu hizmetler kurumsallaştırılarak “sürekli eğitim merkezleri”açılmaktadır. Bu merkezlerde işletme, yöneticilik, dış ticaret, insan kaynakları, bilgisayar ve teknik vb. alanlarda ücretli kurslar düzenlemektedir.
Özel eğitim kurumlarının yaygın meslek eğitim faaliyetlerinde iki tür yapılanma gözlenmektedir. Bunlardan bir kısmı 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında MEB’den izin alarak faaliyetini sürdüren özel öğretim kurumlarıdır. Bu kurumlar; MEB’ce onaylanan programları uygularlar ve Bakanlık onaylı sertifika verirler. Diğer özel eğitim kuruluşları ise MEB’den izin almadan faaliyet gösteren ve hizmet içi eğitimler ve danışmanlık hizmeti sunan kuruluşlardır.
3. İşletmelerde mesleki eğitim faaliyetleri
İşletmelerde yapılan mesleki eğitim faaliyetlerini iki başlık altıda toplamak mümkündür. Bunlardan ilki 3308 sayılı Kanun kapsamında gerek çırakların ve gerekse mesleki ve teknik orta öğretim öğrencilerinin beceri eğitimlerinin iş yerlerinde yapılmasıdır. Çıraklık eğitimi dışında söz konusu Kanuna göre meslek lisesi öğrencilerinin son sınıftaki (4. sınıf) beceri eğitimleri işyerinde yapılmaktadır. Bu uygulamaya katılan meslek lisesi öğrencileri son sınıfta haftada iki gün teorik eğitim, haftada 3 gün pratik eğitimi işyerlerinde görmektedir. Haftada 12 saat olan teorik eğitim, okulda veya işletmelerin eğitim birimlerinde yapılabilir.
2001 yılında yapılan yasal düzenleme ile işletmelere bu konuda yükümlülükler getirilmiştir. Buna göre 20’den az çalışanı bulunan işyerleri istekleri halinde; 20’den fazla istihdamı olan ve meslek eğitimi kapsamına alınan il ve mesleklerde faaliyette bulunan işletmeler ise meslek lisesi öğrencilerine beceri eğitimi imkânı sunmak zorundadır. Bu kapsamdaki işletmeler çalışan sayılarının %5’inden az ve %10’undan çok olmayan sayıda meslek lisesi öğrencisine pratik eğitim yaptırmakla yükümlüdür. Ayrıca, 200’den fazla istihdamı olan işletmeler, beceri eğitimi için eğitim birimi kurmak ve burada eğitici personel görevlendirmek zorundadır.
İşletmelerin diğer mesleki eğitim faaliyeti ise çalışanlarına yönelik eğitimleridir. İşletmeler açısından eğitim ve mesleki eğitimin önemi her geçen gün artmaktadır. Bunun temel nedeni, bilginin ve beşeri sermayenin üretim fonksiyonunda artan ağırlığıdır. Özellikle son 30 yıldır ivmesi artan bilimsel ve teknolojik gelişmeler; hemen her sektörde ürün çeşitlerini, üretim biçimlerini,   işlerin yapılış şeklini ve çalışma usullerini değiştirmektedir. Nitelikli işgücü gerektiren sermaye yoğun mal üretiminin payı, toplam üretim içinde artmaktadır. Yeni teknolojiler; yeni işler ve meslekler yaratmakta, geleneksel mesleklerin bazıları yok olmakta, bazılarının yapılış biçimi değişmektedir.
 
İşlerin yapış biçiminde de değişim olmaktadır. Üretim sürecinde otomasyon, düşük vasıflı ve tekrara dayalı işleri azaltmış, yüksek becerili, analiz ve karar gerektiren işleri artmıştır. “Yalın üretim”, “hatasız üretim-altı sigma”, “kesintisiz üretim”, “Japonların KAIZEN ve KANBAN sistemi”, “Toplam Kalite Yönetimi”, “zamana dayalı yönetim”, “iş süreçlerinin yeniden düzenlenmesi”; verimlilik ve kaliteyi artırabilmek için küresel rekabette öne çıkmıştır. Bu gelişmeler, işletmelerin yüksek düzey becerili işgücü ihtiyacını artırmaktadır. Küresel rekabette becerili işgücü işletmelerin en önemli rekabet avantajı haline gelmiştir. Beceriler sadece teknik konularla sınırlı değildir. Yeni üretim süreçlerinde iletişim, takım çalışması, problem çözme gibi beceriler de en az teknik beceriler kadar önem kazanmaktadır.
 
Küresel rekabete maruz işletmeler, çalışanlarının beceri seviyelerini artırmak için eğitim faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır. İşletmeler, çalışanlarının gerek işe başlamadan önce oryantasyon eğitimleri ile ve gerekse istihdamda işbaşı eğitimleri ile eğitimlerini sağlamaktadır. Küresel rekabette başarılı birçok işletmemiz, çok iyi işletme içi eğitim sistemine sahiptir ve çalışanlarının eğitim ve gelişimine önemli kaynak ayırmaktadır. Ancak özellikle KOBİ’ler olmak üzere birçok işletmede ise eğitim faaliyeti oldukça yetersizdir. Çin ve Polonya’da firmaların %95’i hizmet içi eğitim verirken Türkiye’de bu oran %55’dir.
 
İşletmelerde çalışanların eğitimine yönelik Kanunla getirilmiş düzenlemeler de mevcuttur. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunun 30’uncu maddesi Kanun kapsamına alınan il ve mesleklerde işyeri açabilmek için ustalık belgesi aranmasını ve bu işyerlerinde çalışanların alanlarında mesleki eğitim almak zorunda olduğunu ve bu eğitimlerin niteliğinin yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
 
Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu çalışanların işyerlerinde eğitimine yönelik hükümler içermektedir. Söz konusu Kanunun “İş Sağlığı ve Güvenliği” düzenlemelerinin yer aldığı 5. bölümü 77–89. maddeleri ve bu Kanuna göre çıkarılan “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” uyarınca işletmeler, çalışanlarına iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim vermek zorundadır. Aynı Kanunun 5763 sayılı Kanunla değişik 85’inci maddesinde “On altı yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar ile işle ilgili mesleki eğitim almamış işçiler ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz”  hükmüne yer verilmiştir. Buna ilişkin 31 Mayıs 2009 tarihinde çıkarılan Tebliği ile de ağır ve tehlikeli işler de çalıştırılacak işçilerin, işe alınmadan önce mesleki eğitime tabi tutulmaları zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluklara uymayan işletmelere Kanun, cezai müeyyideler getirmiştir.
 
4. Yaygın mesleki eğitim sisteminin değerlendirilmesi
Türkiye genç nüfus yapısı ile gelişmiş ülkelere göre demografik fırsata sahiptir. Ancak bu genç nüfusun eğitim ve beceri düzeyinin düşük olması, Türkiye’nin genç nüfus fırsatını iyi kullanamamasına neden olmaktadır. TÜİK verilerine göre işgücünün yüzde 14’ü yüksek öğrenim, 26’sı lise ve dengi ve 60’ı lise altı eğitime sahiptir. Bu oranlarla Türkiye, işgücünün eğitim düzeyi açısından OECD ülkeleri arasında en alt sıralarda yer almaktadır. Yine maalesef genel ve mesleki orta eğitim sisteminin kalitesine yönelik uluslararası karşılaştırmalarda Türkiye, en gerilerde yer almaktadır.
 
Her sene orta öğretimden mezun olan gençlerin dörtte birinden azı üniversiteye (açık öğretim, MYO dâhil) girebilmektedir. Üniversiteye giremeyen milyonlarca mesleksiz işgücü ile gerek üniversitelerden ve gerekse meslek okullarından işgücü piyasasının ihtiyacı becerileri kazanamadan mezun olan gençler, her yıl kırdan kente göç eden yüz binlerce vasıfsız işgücü ve istihdamdaki düşük vasıflı işgücü ile Türkiye’nin 21.yüzyıl bilgi toplumunda rekabet yeteneği sınırlı olacaktır. İşgücünün yeterli düzeyde eğitime sahip olmaması ekonominin dinamik gelişimini sınırlandırmaktadır. Bir yandan düşük işgücüne katılım oranları, yapısal işsizlik ve düşük becerili işgücü, diğer yandan işletmelerin nitelikli işgücü ihtiyacı ve ekonominin potansiyelinin altında büyümesi; eğitim ve ekonominin dengede olmadığını göstermektedir.
 
Örgün eğitim sisteminden mezun olan ya da ayrılan düşük becerili işgücünün yaygın mesleki eğitim sisteminde eğitilmesinin gereği açıktır. Ayrıca, istihdamdaki işgücünün sürekli eğitimi yaygın mesleki eğitim kapsamında yapılabilecektir. Bu nedenle yaygın mesleki eğitim sistemi büyük önem taşımaktadır. Hayat boyu öğrenmenin en önemli bileşeni olan yaygın mesleki eğitim sistemi,  örgün eğitim sistemi ile bütünsel bir yaklaşımla ele alınmalıdır. Bu nedenle, Türkiye’de hayat boyu öğrenme kavramı kapsamında yaygın mesleki ve teknik eğitime özel önem verilmelidir.
 
Yaygın mesleki eğitim sistemine yönelik bazı saptamalar ve değerlendirmeler aşağıdadır.
 
i. Çıraklık sistemi yaygın eğitim sistemi içinde en güçlü ayaktır.
İşyerinde ve iş başında öğrenmeye imkân sağlayan ve bu öğrenmeyi belgelendiren yapısıyla çıraklık sistemi, yaygın eğitim sistemi içinde en güçlü ayaktır. Uzun zaman önce yapılandırılmış olması ve sürekli gelişme göstermesi; paydaşların, işletmelerin ve meslek kuruluşlarının ilgi ve istekliliği; sistemin diğer önemli özellikleridir. Çıraklık eğitimini tamamlayanların istihdama geçişinin örgün mesleki eğitim mezunlarına göre daha kolay olması; sistemin başarısını göstermektedir. Buna rağmen çıraklık eğitimi alan kişilerin sayısı, azalma eğilimindedir. 1997–1998 yılında çıraklık eğitimine katılan öğrenci sayısı yaklaşık 250 bin iken bu sayı, 2008–2009 öğretim yılında yaklaşık 188 bine gerilemiştir. Örgün mesleki eğitim ile karşılaştırıldığında çıraklık eğitimine katılan sayısı, oransal olarak dramatik azalma göstermiştir.  Orta öğretimde okullaşma oranlarının gittikçe yükselmesi, çıraklık eğitimine katılan kişilerin, örgün mesleki eğitime katılanlara nispeten azaldığını göstermektedir. Çıraklık eğitimindeki öğrenci sayısı mesleki ve teknik liselerde okuyan öğrenci sayısının 1997–1998 yılında 4’te biri iken, 2008-2009’da 8’de birine düşmüştür.
  
ii. Çıraklık eğitimi dışında yaygın eğitim sisteminde ölçme, değerlendirme ve belgelendirme sistemi bulunmamaktadır.
Çıraklık sisteminde aday çırak ve çırakların teorik eğitimleri deneme sınavı ile değerlendirilmektedir. Ustalık kursuna devam eden kalfalar, devam ettikleri her kursun sonunda yazılı ve uygulamalı sınava tabi tutulmaktadır. Kişinin kalfa ya da ustalık yeterliliğine ulaşması için kalfalık ve ustalık sınavına girmesi ve başarılı olması gerekir. Kalfalık sınavını geçenler “kalfalık belgesi” alır ve 3308 sayılı Kanununa göre kalfalık belgesi olmayanlar kalfa unvanı ile çalıştırılamaz. Ustalık sınavında başarılı olanlara “ustalık belgesi” verilir ve 3308 sayılı Kanuna göre kapsamdaki mesleklerde işyeri açacak kişilerin ustalık belgesi olması ya da bu belgeye sahip olan birisini yanında istihdam etmesi zorunludur. Ustalık yeterliliğini kazananlardan isteyenler, usta öğreticilik kurslarına devam ederek “usta öğretici belgesi” alabilirler. Bu eğitimden geçen ustalar, aday çırak, çırak ve kalfa ile mesleki ve teknik okul ve kurumların öğrencilerinin iş yerlerindeki pratik eğitimlerinden sorumlu olurlar. Bu haliyle çıraklık sisteminin işleyen bir ölçme-değerlendirme ve belgelendirme sistemi vardır.
 
Ancak yaygın mesleki ve teknik eğitimde çıraklık eğitiminde olduğu gibi yapılandırılmış bir ölçme-değerlendirme ve belgelendirme sistemi yoktur. Yaygın eğitimde gerçekleştirilen kurslarda genelde kurs sonunda bir sınav yapılır; başarılı olanlara “kurs başarı belgesi”, başarılı olamayanlara “kursa katılım belgesi” verilir. Yaygın eğitimde verilen sertifikalar ve katılım belgelerinin belli bir standardizasyonu yoktur. Ayrıca kısa süreli birçok kurs ve seminerde sınav yapılmamakta; sadece eğitime katılanların memnuniyetini ölçen testler uygulanmakta ve eğitime katılanlara katılım belgesi verilmektedir.
 
Yaygın eğitimde ölçme-değerlendirme ve sertifikasyon en önemli sorunlar arasındadır. Bu konu sadece ülkemizde değil, başta AB olmak üzere dünya da geliştirmeye açık bir alandır. AB, 2002 Kasım’ında başlattığı Kopenhag Süreci ile birlik içinde yaşam boyu öğrenme politikalarının geliştirilmesini, mesleki eğitim sisteminin kalitesinin iyileştirilmesini ve cazip hale getirilmesini ve konunun tarafları arasında işbirliğinin güçlendirilmesini hedeflemektedir. Kopenhag süreci kapsamında ölçme-değerlendirme, sertifikasyon, denklik gibi konular büyük önem kazanmış ve bu alanda aşağıdaki çalışmalar gerçekleştirilmiştir:
 
·         Yeterliliklerin ve becerilerin şeffaf ve ortak tanınması için tek bir yapı (Europass) oluşturuldu;
·         Yaygın (non-formal) ve alaylı (informal) öğrenmenin tanımlanması değerlendirilmesine yönelik ortak Avrupa prensipleri geliştirildi;
·         Avrupa Yeterlikler Çatısı (EQF) önerisi geliştirildi;
·         Mesleki eğitimdeki kalite güvencesi işbirliği için Avrupa Kalite Garanti Referans Çatısı (EQARF) önerisi geliştirildi;
·         Mesleki eğitimde Avrupa Kredi Transfer Sistemi (ECVET) önerisi geliştirildi (bu sistem kişilerin yaygın ya da alaylı olarak öğrendikleri beceri ve yetenekler için kredi puanları oluşturulmasıdır).
 
AB, aday ülke olarak Kopenhag sürecine dâhil olan Türkiye’de ölçme-değerlendirme ve sertifikasyon sisteminin oluşturulmasına yönelik çalışmaları desteklemektedir. AB’ninde yönlendirmesi ve desteği ile 2006 yılında 5544 sayılı Kanunla Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) ve sistemi kuruldu. Mesleki yeterlilik sistemine göre;
            “meslek standartları belirlenecek, MYK bu standartları esas alan ulusal yeterlilik çerçevesini belirleyecektir. Bu çerçeve kanunda “AB tarafından benimsenen yeterlilik             esasları ile uyumlu olacak şekilde tasarlanan ve ilk, orta ve yüksek öğretim dâhil, tüm     teknik ve mesleki eğitim/öğretim programları ile örgün, yaygın ve ilgili kurumların      iznine dayalı programlarla kazandırılan yeterlilik esasları” olarak tanımlanmıştır.  Mesleki yeterlilikler kazandıran eğitim ve öğretim kurumları, mesleki eğitim      programlarını standartlara uygun olarak geliştirecektir. Bu kurumlar ve     programların  akreditasyon işlemi akreditasyon kurumları tarafında yapılacaktır. Mesleği icra     etmek isteyen ve bu konuda gerekli eğitim ve beceriye yani “mesleki yeterliliğe”             sahip olduğunu iddia eden kişiler, sınava tabi tutulacaktır. Mesleki yeterlilik     düzeyini belirleyecek sınav, MYK tarafından yetkilendirilmiş “personel             belgelendirme kurum ve kuruluşları” tarafından yapılacaktır. Sınavlarla ilgili        esas     ve usuller ile    teorik sınavdan muaf tutulacak meslekler ve kişiler yönetmelikle belirlenecektir. Açılacak sınavlarda başarı gösterenlere mesleki yeterlik          düzeyini          gösteren belge veya sertifika MYK tarafından verilecektir.”
 
MYK’nın kurulduğu 2006 yılından beri geçen 3 yıllık süredeki gelişmeler, mesleki yeterlilik sisteminin yaygın olarak kullanılması için daha çok zamana ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla yaygın mesleki eğitimdeki ölçme-değerlendirme ve sertifikasyon sorununun kısa vadede çözümü için MYK adres olamayacak gibi görünmektedir. Ayrıca mesleki yeterlik sistemi otursa da yaygın ve alaylı öğrenmenin ölçülmesi, değerlendirilmesi ve sertifikasyonunun tüm sorunlarının bu sistemle çözülmesi mümkün görülmemektedir.
 
Avrupa Komisyonu Hayat Boyu Öğrenme Programı, Leonardo da Vinci kapsamında üye ülkelerde ölçme-değerlendirme ve sertifikasyona yönelik projelere finansman desteği sağlamaktadır. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından geliştirilen “Ave Exemplo Projesi” bu kapsamda AB tarafından desteklenmiştir. MESS dışında Türkiye’den MESS Eğitim Vakfı’nın yer aldığı projede, Almanya, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya’dan toplam 7 kuruluş projenin ortağıdır. Proje kapsamında çalışanların formel olmayan(yaygın) ve enformel(alaylı) yollardan(öğrenme ile) kazandığı yetkinliklerin; ölçülmesi, dokümantasyonu, tanınmasının iyileştirilmesi, teşvik edilmesi, sertifikasyonu için ihtiyaç duyulan enstrümanların hedef ülkelere adaptasyonu kapsamında çalışmalar yürütülmektedir.
 
iii. Yönetime ilişkin sorunlar
Yaygın mesleki eğitim dâhil eğitim sisteminin tümü, Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğu altında merkezi bir yapı ile yönetilmektedir. Yaygın mesleki eğitim arzının çoğu, MEB’e bağlı kurumlar tarafından verilmektedir. Buna rağmen yaygın mesleki eğitim veren kurumlar arasında bütüncül bir yaklaşım ve ahenk yoktur. Bu konuda MEGEP projesi ile modüler sisteme geçilmesi ile birlikte Bakanlık kendisine bağlı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında program standardizasyonu konusunda ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak sorunlar hala devam etmektedir.
 
Öncelikle yaygın mesleki eğitim sisteminin hayat boyu öğrenme çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Yaygın mesleki eğitim halen yetersiz örgün okullaşmayı tamamlama ve bunun için imkân bulamayanlar ya da yarıda bırakanları, diğer bir eğitim sağlama yoluyla telafi etmenin bir yolu olarak algılanmaktadır. Hatta hayat boyu öğrenme bile bu şekilde algılanmaktadır. Hâlbuki yaygın eğitim, örgün eğitim dışındaki tüm eğitim faaliyetlerini, yani aynı zamanda sürekli eğitimi, çalışan ve yetişkin eğitimini da kapsamaktadır. Hayat boyu öğrenme ise daha geniş bir kavramdır ve yaygın eğitimi de kapsamaktadır.
 
Merkezi bir eğitim sisteminin Türkiye gibi geniş bir coğrafyada farklı özellikteki işgücü piyasasının değişen koşullarına etkin cevap verebilmesi uzun zaman almaktadır. Bu nedenle yaygın mesleki eğitim sisteminde bazı yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi gerekmektedir[5].
 
Yönetimle ilgili bir diğer sorun yaygın eğitimle ilgili farklı kurumlar arasındaki işbirliği eksikliğidir. İŞKUR ve KOSGEB’in yaygın mesleki eğitim faaliyetleri MEB’den farklılık göstermektedir. MEB yaygın meslek eğitimin arz tarafında iken İŞKUR ve KOSGEB talep tarafında, talebi yönlendirme ve teşvik etmeye yönelik faaliyette bulunmaktadır. Bu nedenle bu kurumların birbirlerini tamamlayıcı bir yaklaşımla çalışmaları gerekir. Son yıllarda bu konuda farkındalığın artmasına ve bazı olumlu örneklere rağmen kurumlar arası işbirliği ve tamamlayıcı bir yaklaşım için birlikte çalışma yapılamamaktadır.
26 Mayıs 2008 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5763 sayılı Kanunla  il istihdam kurulu ve il mesleki eğitim kurulu birleştirilerek işgücü piyasası ile mesleki eğitim arasındaki ilişki ve İŞKUR ve MEB arasındaki işbirliği güçlendirilmeye çalışılmıştır. Yeni oluşturulan il istihdam ve mesleki eğitim kurulunun amacı Kanunda “ilin işgücü, istihdam ve mesleki eğitim ihtiyacını tespit etmek veya ettirmek, mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumları ile işletmelerde yapılacak mesleki eğitim ve istihdam konularında etkinlik ve verimliliği artırmak amacıyla yerel düzeyde politikalar oluşturmak, plan yapmak ve kararlar almak, ilgili kurum ve kuruluşlara görüş ve önerilerde bulunmak “olarak belirlenmiştir. Üyelerini ildeki ilgili kamu ve sosyal taraf ve meslek kuruluşlarının oluşturduğu Kurulun görevleri arasında; “İlin muhtelif sektör ve branştaki işgücü ve mesleki eğitim ihtiyacını belirlemek üzere işgücü piyasa analizleri yapmak-yaptırmak”, “MEB’ce gönderilen mesleki eğitim çerçeve programlarının işgücü piyasası araştırma sonuçlarına göre ilin ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenmesi için görüş bildirmek” ve “İşgücü piyasası araştırma sonuçları da dikkate alınarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İŞKUR tarafından hazırlanan işgücü yetiştirme faaliyetlerine ilişkin planları onaylamak ve bunların uygulama sonuçlarını izlemek” gibi yerel işgücü piyasası ile mesleki eğitim arasındaki ilişkinin güçlendirilmesine yönelik görevler vardır.
5763 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin olumlu olduğunu söylemek mümkün ise de söz konusu düzenlemelerin etkin uygulamasının yapıldığını söylemek mümkün değildir. İŞKUR ile MEB arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik MEB ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında düzenlenen “İşgücü Yetiştirme ve Uyum Hizmetleri İşbirliği Protokolü” ile “İstihdam İçin Mesleki Eğitim Projesi Protokolü” de yine bu konuda olumlu düzenlemeler arasında yer almaktadır.
iv. Sosyal taraflar ve STK’ların yaygın mesleki eğitim konusunda etkinliği
Sadece devlet değil, aynı zamanda sivil toplum örgütleri ve sosyal ortaklar da mesleki eğitimin geliştirilmesinde etkin rol almalıdır. Genelde meslek kuruluşları, sosyal ortaklar ve STK’ların yaygın mesleki eğitim faaliyetlerinin yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak, özellikle  son on yılda eğitim etkinliklerinde iyi uygulamaların ortaya çıkmakta olduğu görülmektedir. Bazı iyi uygulama örnekleri arasından TESK’in çıraklık uygulamasını, MEKSA ve MESS Eğitim Vakfını saymak mümkündür. Yine sendikaların birlikte çalışmasına ve işbirliğine iyi örnekler arasında MESS ve Türk Metal’in Ortak Eğitim Projesi’ni, İNTES ve Yol-İş Sendikalarının inşaat sektörüne yönelik mesleki eğitim merkezini saymak mümkündür. Kuşkusuz burada sayamadığımız başka iyi örneklerde vardır.
 
Ayrıca, sosyal ortaklar ve STK’lar ile kamunun yaygın mesleki eğitim konusunda işbirliği yetersizdir. 2003 yılında yürürlüğe giren İŞKUR Kanunu, bu süreçte önemli bir role sahip olan üçlü yapının kurulması yoluyla istihdam, mesleki eğitim ve sosyal ilişkiler alanında işbirliğini desteklemektedir. Kanun, sosyal ortakların İSKUR’un genel kurul,  yönetim kurulu ve il istihdam ve mesleki eğitim kurullarında temsil edilmesini öngörmektedir.
 
v. Yaygın eğitimde kalite sorunu
Örgün mesleki eğitimde yaşanan kalite ilgili sorunlar, yaygın mesleki ve teknik eğitimde de görülmektedir. İşgücü piyasasının ihtiyacına uygun eğitimlerin belirlenmesi ve eğitim programlarının oluşturulması, eğitim müfredatı, eğitimcilerin kalitesi, uygulama eğitim imkânı konularındaki yetersizlikler, eğitimde yaşanan kalite sorunlarının arkasındaki nedenlerden bazılarıdır.
 
Kalite sorunu özellikle halk eğitim merkezlerinde daha yoğun yaşanmaktadır. İşgücü piyasasında genel algı, halk eğitim merkezlerinin verdiği eğitimlerin kalitesi ve işe yararlılığının olumsuz olduğu yönündedir. Bu nedenle yaygın eğitim piyasasında halk eğitim merkezlerinin payı oldukça düşüktür. Ücretsiz eğitimlerine rağmen bu kurumlara iş piyasasında rağbet edilmemektedir. Halk eğitim merkezlerinin arz yönlendirmeli yapıdan, talep yönlendirmeli yapıya geçerek iş piyasasının ihtiyacı olan eğitimlere yönelmesi, bu kurumlara talebi artırabilir. Bunu sağlamada işgücü piyasası ihtiyaç analizleri önem kazanmaktadır. Esasında kamunun tüm mesleki eğitim faaliyetlerinin “müşteri ya da vatandaş odaklı” olması gerektiği açıktır. Bu sağlanmadan kamu mesleki eğitim arzına talebin artması mümkün değildir. Halk eğitim merkezleri ile ilgili olumsuz yargının bir nedeni de bu kurumların hizmetleri hakkında kamuoyunda çok az şeyin bilinmesi olabilir. [6]  
 
vi. Finansman sorunu
Yaygın mesleki ve teknik eğitim maliyetlidir ve bu maliyetin finansmanı gerekir. Yaygın mesleki eğitime ilişkin güvenilir ve güncel bilgi eksikliği nedeniyle bu alanda yapılan harcamalar konusunda sağlıklı bilgi yoktur. MEB’in mesleki ve teknik liselerinde öğrenci başına yapılan harcamanın genel liselerdeki ortalama harcamadan %76 daha yüksek olması, mesleki eğitimin maliyeti hakkında bir fikir verebilir[7]. Mevcut durumda yaygın mesleki eğitimin finansmanı; hükümet, belediyeler, meslek kuruluşları, sosyal taraflar, STK’lar, işletmeler ve bireyler tarafından sağlanmaktadır. MEB, okul ve kurumları aracılığıyla sunduğu eğitim hizmetlerinin finansmanını karşılamaktadır. İŞKUR, işsizlere yönelik yetiştirme faaliyetlerini işsizlik fonundan karşılamaktadır. Meslek kuruluşları ve sendikalar, yıllık bütçelerinde gelirlerinden belli bir oranı eğitime ayırmaktadır. Örneği yasa gereği TESK ve bağlı teşkilatları, gayrisafi gelirlerinin %20’sini mesleki eğitim faaliyetlerine ayırmak zorundadır. İşletmeler, çalışanlarına yönelik eğitim maliyetini kendi bütçelerinden karşılamaktadır. Bireyler, özel işletmelerden veya üniversitelerden aldıkları yaygın mesleki eğitim hizmetinin maliyetini kendileri karşılamaktadır.
 
Türkiye’deki mevcut durumu kategorize etmek gerekirse; MEB kurumlarının sunduğu veya istihdam öncesi bir meslek öğretmeye ilişkin yaygın mesleki eğitim faaliyetleri, devletin bir sorumluluğu olarak görülmekte ve devlet tarafından finansmanı sağlanmaktadır. İstihdam aşamasında sürekli yaygın eğitim ise işletmelere, meslek kuruluşlarına, sosyal taraflara ve bireylere bırakılmıştır. Hâlbuki bugün tüm dünyada genel yaklaşım, sürekli yaygın eğitimin finansmanının devlet, bireyler ve işverenleri içeren üçlü mekanizmalara dayanması yönündedir.
 
Mesleki eğitimin maliyetli olması; çoklu finansmanı ve bundan istifade edenlerin bu maliyeti paylaşmalarını haklı kılmaktadır. Ancak finansman politikası mesleki ve teknik eğitimin yaygınlaşmasını, daha çok kişiye ulaşmasını destekler nitelikte olmalıdır. OECD çalışmasına göre; iyi bir finansman sistemi; yeterli mali kaynakları güvence altına almalı ve dezavantajlı yetişkinlerin katılımını sağlayabilmek için adil erişimi garanti etmelidir[8]. Ayrıca, finansman sisteminin eğitim ve işgücü piyasasına etkileri olumlu olmalıdır. Türkiye’deki mevcut finansman sistemi, söz konusu gereklilikleri sağlamamaktadır. Başta KOBİ’ler olmak üzere Türkiye’de işletmelerin eğitim harcamaları uluslararası karşılaştırmalarda çok geridir. Çin ve Polonya’da KOBİ’lerin %95’i çalışanlarının eğitim harcaması yaparken bu oran Türkiye’de %55’dir. Bu nedenle Türkiye’nin yaygın mesleki eğitim finansman politikasını yeniden belirlemesi gerekmektedir.
 
Birçok ülke hayat boyu öğrenme stratejileri kapsamında yaygın mesleki ve teknik eğitimi destekleyici eş-finansman sistemi geliştirmişlerdir. Avusturya, Belçika ve Danimarka geliştirdikleri katkı kuponu programı ile işsizlerin ve  çalışanların eğitimlerinin bir bölümünün finansmanını sağlamışlar ve  sonunda eğitime katılanların sayısında ciddi artışlar yaşanmıştır. Belçika işverenler için de katkı kuponu programı geliştirmiştir. Buna göre işverenler 30 Avro değerindeki katkı kuponlarını 15 Avro ödeyerek internetten almakta, aradaki fark bölge hükümeti tarafından ödenmekte ve böylelikle işletmelerin eğitim harcamalarının %50’si hükümet tarafından karşılanmaktadır. Danimarka taksimetre sistemi ile eğitim arz eden şirketlere öğrenci başına hibe vererek eğitimi yaygınlaştırmıştır. Hollanda öğrenme hesabı, İngiltere bireysel öğrenme hesapları ve ABD bireysel gelişim hesapları ile çalışanlar ve iş arayanların eğitim maliyetlerinin eş finansmanını sağlamıştır. Örneğin İngiltere, bireyin 25 Sterlin’lik tasarrufuna 150 Sterlin hükümet katkısı ile ve anlaşmalı kurslarda %80’e kadar indirim sağlayarak programa katılan 2,5 milyon kişinin eğitimini destekledi[9].  
 
Bazı ülkeler vergi politikaları ile işletmelerin eğitim faaliyetini desteklemektedir. Örneğin Avusturya, şirketlerin eğitim maliyetlerinin %120’sini işletme gideri olarak gelirlerden düşmesine izin verdi. Hyundai’nin 2006 yılında yatırım için Türkiye yerine Çek Cumhuriyetini seçmesinde bu ülkenin sunduğu cazip teşviklerin arasında eğitim maliyetlerinin %45’inin (ki bunun 35 milyon dolar tutacağı tahmin ediliyordu) devletçe karşılandığını hatırlatalım.
 
Yine bazı ülkeler çalışan ve işsizlerin eğitimlerini finanse etmek için eğitim fonları oluşturmakta ve bu fonları işveren ve işçi temsilcileri ile birlikte yönetmektedir. Bu konuda İspanya örneği, başarılı bir örnektir. İspanya’da işletmelerde yapılan eğitim faaliyetlerinin önemli kısmı, İspanya İş Kurumu, İspanya İşveren ve İşçi Konfederasyonlarının temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından yönetilen “Mesleki Eğitim Fonu” tarafından finanse ediliyor.[10] Fondan işletmelerin çalışanlarına yaptığı eğitim yatırımları ile çalışan ve işsizlerin mesleki eğitim faaliyetlerinin finansmanı sağlanıyor.
 
Türkiye’de İŞKUR, KOSGEB ve İGEME, bazı eğitim ve danışmanlık teşvikleri sağlamaktadır; ancak bunlar çok sınırlıdır. Hükümetin işletmelerin eğitim faaliyetlerini destekleyecek çok daha etkili yöntemler geliştirmesi ve finansman desteği sağlaması gerekmektedir. Bu konuda İşsizlik Sigortası fonundan yararlanılabilir. Mevcut durumda işsizlik fonundan işsizlerin eğitim maliyetleri karşılanmaktadır. Fona katkıda bulunan çalışanların eğitim maliyetleri, fondan karşılanmamaktadır. Keza fona en büyük katkıyı yapan işletmelerin eğitim maliyetleri fondan karşılanmamaktadır.  Türkiye’de işsizlerin olduğu kadar çalışanların eğitimleri de yönetimi üçlü yapıda (kamu-işveren-işçi temsilcileri) olduğu ve yine üç tarafın katkıda bulunduğu İşsizlik Fonundan karşılanmalı ve böylelikle işletmelerde hizmet içi eğitim faaliyetleri yaygınlaştırılmalıdır. İşletmeler işsizlik fonuna bir sene önce yatırdıkları parayı geçmemek üzere çalışanlarının eğitim harcamalarını, bu fondan karşılayabilmelidir.
 
Bunun dışında da özel sektörün ve isletmelerin eğitime daha fazla yatırım yapmak için teşvik edilmesine ve bu konuda yeni yöntemlerin geliştirilmesine (bireysel öğrenme hesapları, katkı kuponları, eğitim kredileri, vergi indirimleri gibi eş finansman yöntemleri vb.) acilen ihtiyaç vardır. Bugün yaygın eğitim sağlayan özel işletmelerin hizmetleri üzerindeki KDV oranı %18’dir. Tekstil ürünleri ve birçok üründe %8 ve-veya daha düşük vergi oranı varken yaygın mesleki eğitime %18 verginin konması, hükümetin yaygın mesleki eğitime yaklaşımı hakkında olumsuz bir görüntü arz etmektedir.
 


[1] Mercek Dergisi 2009 Ekim sayısında yayımlanmıştır.
 
[2] Avrupa Eğitim Vakfı, Ulusal Gözlemevi Ülke Raporu, Türkiye 2001.
[3] MEGEP, Türkiye’nin Başarısı için İtici Güç: Hayat Boyu Öğrenme Politika Belgesi, MEB 2006.
[4] 3.2.2006 tarih ve 26069 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 5450 sayılı Kanun ile kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okullar, eğitim merkezleri ve kurslar ile bunların bünyesindeki döner sermaye işletmeleri Millî Eğitim Bakanlığına devredilmiştir.
[5] A.g.e.
[6] A.g.e.
[7] Türkonfed, Beceriler, Yeterlikler ve Meslek Eğitimi: Finansman Yapısı ve Politika Önerileri, 2007.
[8] OECD, Co-financing lifelong learning. Towards a systematic approach. Paris: OECD 2004.
[9] Bu konuda geniş bilgi; MEGEP, Türkiye’nin Başarısı için İtici Güç: Hayat Boyu Öğrenme Politika Belgesi, MEB 2006 adlı rapor Ek:7’de yer almaktadır.
[10] Necdet Kenar, Mesleki Eğitimde Sosyal Ortakların Rolü: İspanya Örneği, MEVGÜNCEL, Temmuz 2009.

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
< Kasım 2014 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.