"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
YAŞAM BOYU ÖĞRENME

      Yaşam Boyu Öğrenme (2005)

      Dr. Necdet Kenar
 
21. yüzyıl bilgi toplumunun getirdiği önemli bir kavramdır “yaşam boyu öğrenme”. Yaşam boyunca bilgi, görgü, beceri, nitelik ve yeterliklerin geliştirilmesine yönelik tüm öğrenim faaliyetlerini içerir. Bu faaliyetler eğitim kuruluşları tarafından verilen ve sonunda bir diploma veya sertifika ile belgelenen resmi statülü bir öğrenim olabileceği gibi; eğitim kuruluşu tarafından verilmeyen ancak bireyin öğrenmeye yönelik faaliyetlerini içeren gayri resmi öğrenimde olabilir. Keza bireyin öğrenme amaçlı olsun olmasın iş, aile ve sosyal ilişkilerini içeren günlük faaliyetlerinden edindiği öğrenme de yaşam boyu öğrenme sürecinin bir parçasıdır. Kısaca yaşam boyu öğrenme, bireyin beşikten mezara evde, okulda, işte, her ne şekilde olursa olsun gerçekleştirdiği tüm öğrenimidir.
      Yaşam boyu öğrenme küreselleşme ve bilgi toplumunun gereğidir. Artan küresel rekabet ve gittikçe her işin küresel rekabete konu olması, fırsatlar ve tehditleri beraberinde getirmektedir. Yeni ekonominin getirdiği fırsatlardan yararlanmak ve tehditlerden korunmak için iyi eğitimli, nitelikli işgücü olarak tanımladığımız insan kaynağının diğer ifadeyle beşeri sermayenin önemi her geçen gün artmaktadır. Geleneksel eğitim kurumları ve yöntemleri bireyleri küreselleşmenin zorluklarına ve teknolojik yeniliklere karşı yeterince güçlü yapamamaktadır. Önemi artmakla birlikte sadece formel eğitim yeterli olamamaktadır. Bilgilerin eskime süresinin kısalığı, yeni teknolojiler ve inovasyon; bazı meslekleri ortadan kaldırmakta, yeni meslekler yaratmakta veya işlerin yapılış şeklini değiştirmektedir. Birey için bu değişime ayak uydurmak sürekli öğrenmek ile mümkündür. Uzmanlaşma önemlidir. Ancak bir işten diğerine geçiş yeteneği, bir diğer işte uzmanlaşma yeteneği daha önemlidir. Bu yaşam boyu öğrenmeyi gerektirir. Yaşam boyu iş garantisi, yaşam boyu öğrenme yeteneğine bağlıdır. Bilgi toplumunda eğitilmiş insanın tanımı “nasıl öğreneceğini öğrenen insandır”.
      Okul öncesi eğitim yaşam boyu öğrenme için önemli bir başlangıçtır. Zekâ, kişilik ve sosyal davranışlar, yani zihinsel gelişimin yarısının dört yaşına kadar tamamlandığı ileri sürülmektedir. Erken çocukluk dönemlerinde bilinçli eğitim sürecinden yararlanan çocuklar, okul hayatlarında daha başarılı, sosyal ve duygusal olarak daha yeterli ve daha iyi bir zihinsel gelişim göstermektedir. Bu nedenle bu dönemde çocuğa yapılan yatırımın bir ülkenin beşeri sermayesine, işgücüne ve ekonomisine yapılan getirisi en yüksek yatırım olduğu kabul edilmektedir. Maalesef ülkemiz okul öncesi eğitim açısından çok yetersizdir ve uluslararası karşılaştırmalarda en gerilerdedir. Ülkemiz yaşam boyu öğrenme stratejisi oluşturulurken başlangıç noktası okul öncesi eğitim olmalıdır.
      Yaşam boyu öğrenmede ikinci önemli durak formel eğitim yani okullardır. Yaşam boyu öğrenme alışkanlığı, iyi eğitim görmüş kişilerde daha yaygındır. Okuryazarlık, sayısal yetenekler, temel matematik ve fen bilgisi, bilgisayar okuryazarlığı, problem çözme yeteneği, yabancı dil, takım çalışması, öğrenme ve araştırma alışkanlığı gibi bilgi toplumunun temel becerileri esas olarak okullarda edinilir.  İyi bir formel eğitim, iyi okullarda kaliteli eğitimle mümkündür. İlköğretimden üniversiteye okullar, bilgi toplumunun anahtar kuruluşlarıdır. Bu nedenle okulların performans ve temel değerleri toplumda giderek artan bir ilgi alanı olmaktadır. Yine maalesef ülkemiz eğitim sisteminin kalitesi uluslararası karşılaştırmalarda en geridir. Uluslararası Fen ve Matematik Çalışması (TIMSS-1999), Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi (PIRLS-2001) ve OECD 2003 PISA çalışması sonuçlarına göre Türk öğrenciler, AB üyesi ve aday ülkeler içinde en geridir.
Geleneksel eğitim sistemi her öğrenci için tek bir eğitim yöntemini kabul eder. Hâlbuki her birey farklıdır ve farklı şekilde öğrenir. Kimi okuyarak, kimi dinleyerek, kimi yazarak, kimi konuşarak, kimi öğreterek daha iyi öğrenir. Daha açık ve esnek bir eğitim sistemine geçilmelidir. Herkes kendi ihtiyaçlarına, ilgi alanlarına ve kişiliğine uygun bireysel öğrenim yolunu oluşturabilmelidir. Yaşam boyu öğrenen bir toplum oluşturmak için eğitim kalitesinin artırılması şarttır.
Yaşam boyu öğrenmede üçüncü önemli aşama işletmelerdir. İşverenlerin çalışanlarının eğitimine yatırım yapması inovasyon, verimlilik ve kaliteli üretim için önemli bir araçtır. Günümüz üretim sürecinde verimlilik artışı, işe ve kuruluşa sürekli öğrenme sürecinin katılması ile mümkündür ve rekabet avantajı gittikçe insan kaynaklarına yatırıma bağlı olmaktadır.  Bilgi toplumunun kurumları öğrenen ve öğreten kurumlardır.
Yaşam boyu öğrenmenin yaşamın tüm aşamalarını içermesi nedeniyle başta devlet olmak üzere, işletmelere, sosyal taraflara, STK’lara, ailelere, bireylere kısaca herkese görev düşmektedir. Öncelikle hükümet her düzeyde eğitim ve öğretimin gelişimine daha fazla yatırım yapmalıdır. Devlet eğitimde eşitsizlikleri gidererek, herkes için, yaşamın her aşamasında yaşam boyu öğrenime ulaşım imkânı sağlamalıdır. Zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması önemli bir gelişme olmakla birlikte yeterli değildir.  12 yıllık zorunlu eğitime biran önce geçilmelidir. Uzaktan öğrenme, online öğrenme, ulusal ve uluslararası ağlara ulaşım gibi yeni teknolojilerden yararlanmaya yönelik bilişim altyapısının geliştirilmesi devletin bir diğer önceliği olmalıdır. Devlet yaşam boyu öğrenme sürecinde gerek işletmelere gerekse bireylere yönelik teşvik mekanizmasını kurmalıdır. Bireylerin yeteneklerini ve mesleklerini geliştirmesi teşvik edilmelidir. Ülkemizde çok yetersiz olan kariyer gelişimine yönelik rehberlik ve danışmanlık hizmetleri etkinleştirilmelidir. İşsizlere ve mesleksizlere yönelik aktif işgücü programları yaygınlaştırılmalıdır. Keza, kişilerin resmi ve gayri resmi öğrenimle edindiği becerilerin tanınması ve belgelendirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için ülkemiz ulusal yeterlik sistemi biran önce oluşturulmalıdır.
Keza yaşam boyu öğrenmede asıl görev bireylere düşmektedir. Çünkü bilgi toplumunda bireyler de küresel rekabete maruzdur. Bireyler için daha iyi olabilmek ancak bilgiyi daha iyi elde etmek ve onu işe daha iyi uygulamakla mümkündür.
Özetle küresel rekabetin egemen olduğu bilgi toplumunda ekonomik gelişme, refah ve sosyal barış; toplumdaki tüm bireylerin becerilerine, motivasyonlarına ve yaşam boyu öğrenme konusunda aktif olmalarına bağlıdır. Yaratıcılık ve esneklik olmaz ise -ki bunlar eğitim ve öğrenmeyle sağlanır- bireyler, işletmeler ve uluslar ekonomik ve sosyal değişmelere karşı mücadelede zorlanacaklardır. Bu nedenle yaşam boyu öğrenen bir toplum yaratmak kutsal bir görevdir.
 
           
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
     

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
< Temmuz 2014 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.