"MEV : Yaşam Boyu Öğrenme Merkezi"
Torba Yasada Eğitim-İstihdam İlişkisine Yönelik Düzenlemeler

Torba Yasada Eğitim-İstihdam İlişkisine Yönelik Düzenlemeler. (Nisan 2011)

Dr. Necdet Kenar

 

İstihdam paketini de içine alan düzenlemelerin yer aldığı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” (kısaca Tasarı) eğitim-istihdam ilişkileri konusunda önemli düzenlemeler içermektedir.

 

Tasarı eğitim-istihdam ilişkisini güçlendirmeye yönelik 4 ayrı kanunda değişiklikleri içermektedir. Bunlar; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu,  3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunudur. Tasarıdaki düzenlemeler ve değerlendirilmesi konuları itibariyle aşağıya aktarılmıştır.

 

Çırak ve stajyerler genel sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır.

 

Bilindiği üzere, 3308 sayılı Kanun kapsamındaki aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören meslek lisesi öğrencileri, iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası kapsamındaydı. Tasarı ile 5510 sayılı Kanunun 24. maddesinde öngörülen değişiklikle aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler genel sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır. Sigorta primleri, Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesinden karşılanacaktır. Mevcut haliyle iş kazası sigortası, kazanın neden olduğu tedavi masraflarını karşılamamakta, sadece kaza nedeniyle iş göremezlik ödeneğini karşılamaktaydı. Bu durumda öğrencilerin sağlık giderleri 18 yaşından küçükse genel sağlık sigortası tarafından; 18 yaşından büyükse anne veya babalarının sigortası tarafından karşılanmaktaydı. Bu nedenle çıraklık veya mesleki eğitimlerini yapan öğrencilerin sağlık sigortası kapsamına alınması, olumlu bir düzenleme olarak değerlendirilmelidir.

 

Yükseköğretim öğrencisi stajyerler iş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır.

 

 

5510 sayılı Kanunun 24. maddesinde öngörülen değişiklikle yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler; iş kazası, meslek hastalığı ve genel sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır. Bu düzenleme, MYO ve üniversitede okuyan öğrencilerin işletmelerde staj imkânını artıracağından olumlu bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Bazı işletmeler staj sırasında iş kazası ve meslek hastalığı riski nedeniyle MYO ve üniversite öğrencilerine staj imkânı sağlamıyordu. Bu düzenleme işletmelerin bu riskini ortadan kaldırmaktadır. Primler üniversite bütçelerine konan ödeneklerden karşılanacaktır.

 

İŞKUR kurslarına katılanlar da genel sağlık sigortası kapsamına alınmaktadır.

 

Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler hakkında da iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile ayrıca genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır. Primler işsizlik sigortası fonundan karşılanacaktır. İş kazası sigortası kazanın neden olduğu tedavi masraflarını karşılamamakta sadece kaza nedeniyle oluşan iş göremezlik ödeneğini karşılamaktaydı. Bu nedenle bu düzenlemeyi olumlu, ancak eksik bir düzenleme olarak değerlendirmekteyim. Ülkemizde mesleki eğitim ve beceri açığı önemli boyuttadır ve Hükümet de bu durumu sıkça vurgulamaktadır.  Bu önemli soruna, kamunun yanı sıra özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının da ilgi göstermesi ve bu açığı giderecek faaliyetlerde bulunmasının gereği açıktır. Nitekim yetkililer özel sektör ve STK’lardan mesleki eğitim faaliyetlerini artırması beklentisini her fırsatta ifade etmektedir. Bu söylemlere paralel bir eylemle, Türkiye İş Kurumu’nun yanı sıra hiç olmazsa Belediyeler, Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sendikalar, Bakanlar Kurulunca Vergi Muafiyeti Tanınan Vakıflar ve Kamu Yararına Çalışan Dernekler gibi kuruluşlar tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerlerin de kendileri üzerinden genel sağlık sigortası kapsamına girmeleri sağlanmalıydı.

 

On ve daha fazla işçi çalıştıran işletmeler beceri eğitimi zorunluluğu kapsamına alınmaktadır.

 

3308 sayılı Kanunun 18. maddesinde öngörülen değişiklikle on ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler beceri eğitimi zorunluluğu kapsamına alınmaktadır. Değişiklikle maddenin ilk fıkrası şöyle olmaktadır:

On ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde beşinden az, yüzde onundan fazla olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitim yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde kesirler tama iblağ olunur.

Bu madde kapsamında on ve daha fazla öğrenciye beceri eğitimi yaptıracak işletmeler bu amaçla bir eğitim birimi kurar. Bu birimde, yapılan eğitim için alanında ustalık yeterliğine sahip ve iş pedagojisi eğitimi almış usta öğretici veya eğitici personel görevlendirilir.”

Ayrıca söz konusu maddeye “Bu maddede belirtilen on personel sayısını beş personele kadar indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” ibaresi eklenmiştir.

3308 sayılı yasadaki mevcut düzenleme, yirmiden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde beceri eğitiminin zorunlu olması şeklindedir. Hatırlayınız, 2001 öncesi 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmelerde beceri eğitimi zorunluluğu söz konusu idi. 2001 yılında yürürlüğe giren 4702 sayılı Kanun ile 50 sayısı 20’ye indirildi ve “işçi” ibaresi “personel” olarak değiştirildi.  Şimdi 10’a indiriliyor ve Bakanlar Kurulu’na bu sayıyı 5’e indirme yetkisi veriliyor. (Tasarının ilk halinde çalışan sayısı 5 olarak Plan Bütçe Komisyonuna gelmiş, Komisyonda 10 olarak değiştirilmiştir.)

 

Bu düzenlemeyi uygulama imkânı olmadığı için olumlu bulmamız mümkün değildir. 4702 sayılı Kanun yürürlüğe girmesinden itibaren 10 yıl geçti. Geçen bu sürede 20-50 arası personel çalıştıran işletmelerin büyük çoğunluğunda öğrencilere yönelik beceri eğitimi yapılmamaktadır. Yasaya uymayan yani beceri eğitimi yaptırmayan işletmeler, beceri eğitimi yaptırması gereken her öğrenci için eğitim süresince her ay 18 yaşını bitirenlere ödenen asgari ücretin 2/3'ü kadar Saymanlık hesabına para yatırmakla yükümlüdürler. Beceri eğitim zorunluluğunu yerine getirmeyen işletmelerin büyük çoğunluğu bu yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Esasen işletmelerde bu yükümlülüklere ilişkin bir denetim yapılmamaktadır. 20 ve üzeri personel çalıştıran işletmelerin yüzde kaçı stajyerlere yönelik beceri eğitim yapmaktadır?  Beceri yapmayan kaç firmaya ne kadar ceza uygulanmıştır? Bu yasayı işletmelerin çoğunluğunun uygulamamasının nedenleri nelerdir? Bu sorulara cevap bulmadan sanki mevcut düzenlemeler başarıyla uygulanıyormuş gibi beceri eğitimi zorunluluğunun daha küçük işletmelere yaygınlaştırılmasından nasıl bir sonuç beklenmektedir? Mucize olmazsa sonuç açıktır: 10-20 arası personel çalıştıran küçük işletmelerin büyük çoğunluğu bu yasayı uygulayamayacak ve yasayı uygulamayan işletmeler denetlenemeyecek ve yetkililer son 10 yıldır olduğu gibi olaya seyirci kalacaktır.

  İşbaşı eğitimi planlı yapılması halinde başarılı olur.

  Eğitimcilerin gayet iyi bildiği gibi, işyerlerinde işbaşı eğitimi olarak da tanımlanan pratik beceri eğitimi, planlı ve programlı yapılması halinde başarılı olur. Usta veya amir gözetiminde yapılan bu tür eğitimde; usta işi yapar, gösterir, bilgi verir, açıklar. Stajyerden katılmasını, davranışı yapmasını ister. Usta pekiştirme yapar, cesaretlendirir; geribildirim verir, takip eder, kontrol eder, düzeltir. Genellikle pratik/işbaşı eğitimdeki yanlış algı “herkes işbaşı eğitimcisi olabilir” algısıdır ki bu yanlıştır.  Eğitimi veren amir-usta eğitimcilik bilgisine ve yeteneğine sahip mi? Ustanın bilgileri ve iş yapış şekli son teknolojiye uygun mu? Pratik eğitim üretimde aksamalara neden olabilir mi, bozuk mala yol açabilir, makine ve teçhizata zarar verir mi? Çalışma ortamı eğitim ortamı için uygun mu? İşletmede iş güvenliği önlemleri alınmış mı? Stajyerlere iş güvenliği eğitimi ve korunma araçları sağlanmış mı? Bu sorular cevaplanmadan yapılan beceri eğitimlerinin başarı şansı düşük olur.

Küçük işletmelerde eğitim verecek nitelikli personelin azlığı/yokluğu, teçhizat yetersizliği, eğitim ortamının uygunsuzluğu ihtimali yüksektir. Üstelik imkânları kısıtlı olan küçük işletmeler için eğitim değil işin, üretimin öncelikli olması da anlaşılır bir durumdur.

Uygulama imkânı ve denetimi zor olan yasal zorunlulukların getirilmesi, yasalara ve kurallara uymama alışkanlığına yol açmaktadır.

 

Ayrıca, Kanunda küçük işletmelere eğitim birimi kurmak, bu birimde yapılan eğitim için alanında ustalık yeterliliğine sahip ve iş pedagojisi eğitimi almış usta öğretici veya eğitici personel görevlendirmek zorunluluğu getirilmiştir. Bu zorunluluk küçük işletmeler için yerine getirilmesi zor ve maliyetli bir düzenlemedir. Uygulama imkânı ve denetimi zor olan yasal zorunlulukların getirilmesi, yasalara ve kurallara uymama alışkanlığına sebep olmaktadır.

 

Alt yapısı oluşturulmadan çıkarılan düzenlemelerin uygulanamadığına ilişkin Mesleki Eğitim Kanunundan bir başka örnek daha verelim. 4702 sayılı Kanunla 2001 yılında getirilen bir diğer zorunluluk işletmelerde mesleki eğitim almış olanların istihdam şartıdır.  Hatırlayalım bu düzenleme getirilirken meslek kuruluşları ve işveren kuruluşları bu düzenlemenin alt yapısının ve uygulama kabiliyetinin olmadığını belirterek karşı çıkmıştı. Bu itirazlar yasa koyucu tarafından dikkate alınmadı. Şimdi sormak lazım: 10 yıldır işletmelerin çalışanlarının yüzde kaçı mesleki eğitim almıştır? Bu konuda kim, hangi işletmeyi denetlemiştir?

 

Uzun sözün kısası, çırak ve stajyerlere beceri eğitimini yaygınlaştırmayı amaçlayan ancak uygulama kabiliyeti olmayan bu düzenlemeyi, olumlu olarak değerlendirmek mümkün değildir. Staj uygulamalarının küçük işletmelerde zorunluluk anlayışı ile değil teşviklerle desteklenmesi,  daha yerinde bir uygulama olacaktır.

 

Halen kanun kapsamında staj görenlere brüt asgari ücret üzerinden ödenen ücret, net asgari ücret üzerinden ödenecektir.

 

Mevcut hükme göre, kanun kapsamında staj görenlere ödenen ücret, brüt asgari ücretin %30’undan az olamaz yerine, “net asgari ücretin %30’undan az ödenemez” şeklinde değiştirilmektedir. Küçük işletmelere getirilen staj zorunluluğunun getirdiği maliyeti azaltmaya yönelik bu uygulama olumludur. Ancak yukarıda açıklandığı üzere sorun staj ücreti değildir.

Mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları 3308 sayılı Kanun kapsamına alınmaktadır.

3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununun 3 üncü maddesinin (j) bendine “orta öğretim kurumları” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mesleki ve teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumları” ibaresi eklenerek meslek yüksek okulları ve mesleki ve teknik eğitim yapan fakülteler 3308 sayılı Kanun kapsamına alınmıştır. Bu olumlu bir düzenlemedir. Böylelikle yüksek öğretimdeki öğrenciler, 3308 sayılı Kanun kapsamındaki haklardan (staj ücret gibi)  yararlanacaktır.

 

İŞKUR’un aktif istihdam politikaları bütçesi artırılmaktadır.

 

İşsizlik Sigortası Fonundan aktif istihdam programlarına ayrılan tutar daha önce hazinenin fona ödediği bir önceki yıl priminin %30’u iken, yeni düzenleme ile “Fonun bir önceki yıl prim gelirlerinin % 30’u” olarak belirlenmektedir. Mevcut hali ile 2011 yılında fondan aktartılacak tutar 352,8 milyon TL iken, Tasarı ile bu tutar 1.411,6 milyon TL’ye çıkarılmıştır. Bu oranı % 50’ye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.  İstihdama yönelik politikalara ayrılan kaynakların artırılması olumlu bir düzenlemedir. Aktif istihdam programları için kaynak sıkıntısı yoktur. Kaynak fazlasıyla vardır. Önemli olan bu kaynakları etkin kullanarak istihdamı güçlendirmektir.

Uzman ve usta öğreticilere prim borçlanması hakkı getirilmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanlar, önceki çalışmalarından dolayı ay içinde 30 günden eksik kalan sürelerini kendileri veya hak sahipleri tarafından borçlanabileceklerdir. Her ne yapsak hocalarımızın haklarını ödeyemesek de, mesleki eğitimde önemli işlev gören uzman ve usta öğreticilere borçlanma hakkı bu değerli hocalarımıza getirilmiş önemli bir haktır.

 

Mesleki eğitim belgeli eleman istihdamına teşvik    

 

4447 sayılı Kanuna eklenen geçici madde ile 31/12/2015 tarihine kadar özel sektörce işe alınan sigortalıların mesleki eğitim belgesine göre belirlenen sürelerde, sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.

 

Tablo: Tasarıya göre istihdamı destek unsurları

 

18-29 yaş gençler

Kadınlar

29 yaş üstü erkek

Halen çalışanlar

Mesleki yeterlik belgesi sahibi

48 ay

48 ay

24 ay

12 ay

İŞKUR eğitimi mezunu

36 ay

36 ay

24 ay

 -

Mesleki orta veya yüksek öğretim mezunu

36 ay

36 ay

24 ay

12 ay

Belgesi olmayan

24 ay

24 ay

 -

 -

İŞKUR’a kayıtlı

ilave 6 ay

ilave 6 ay

ilave 6 ay

 -

 

Bu destek unsurundan yararlanabilmek için sigortalıların sahip oldukları mesleki belgelerde belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınmaları ve/veya çalışıyor olmaları gerekir. Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015 yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.

       

Tasarıya göre en büyük destek, mesleki yeterlik belgesi sahiplerine getirilmiştir. Mesleki yeterlik belgesine sahip, İŞKUR’a kayıtlı 18- 29 yaş arası bir kişiyi veya 18 yaşından büyük bir kadını işe alan işveren, 54 ay süre ile bu destekten istifade edecektir.  Gerçi sistem henüz belge üretme aşamasında değildir; ancak Hükümet henüz işlemeye geçmeden mesleki yeterlik sistemine yönelik teşvikleri getirmektedir. Bu düzenlemeyi kesinlikle olumlu bulmakla birlikte istihdamı artırması yönünde ciddi bir etkisinin olmayacağını düşünüyorum.  İşletmeler sırf bu teşvikler verildi diye istihdamlarını artırmazlar. İşgücü talebinin mal ve hizmet talebinin türevi olduğu, ekonomiye giriş kitaplarında yer alan bilgidir. İşletmeler mal ve hizmetlerine talep artınca üretimi artırmak için istihdamlarını artırırlar.  2008 yılında Çalışma Bakanı ve bürokratları 5763 sayılı Kanunla getirilen istihdam teşviklerinin bir yılda 700-800 bin istihdam artışı sağlayacağını söylemişlerdi. Hatırlıyorum, o zaman yazdığım bir yazıda “beklentilerin  %10’unun gerçekleşmesi büyük başarıdır” demiştim. Sonuçta krizin etkisiyle istihdamda azalış oldu. Ancak bu teşvikler, işgücünün niteliğinin artırır, üretimin ve istihdamın kalitesini artırır, böylelikle orta ve uzun dönemde istihdamın gelişmesine ve ekonominin rekabet gücünün artmasına katkıda bulunur.

Özetle tasarıdaki bu düzenleme eğitim-istihdam ilişkisini güçlendirmeye yönelik olumlu bir düzenlemedir. En önemli etki ise işgücünü mesleki yeterlik belgesi almaya teşvik etmek olacaktır. Burada da amaç sadece belge almaksa, yani kaliteli teorik ve beceri eğitim verilmeden, kişiler nitelikleri ve yeterlikleri yükseltilmeden belgeleneceklerse, düzenlemeden beklenen amaçlara ulaşılamayacaktır. Bu düzenlemenin bir diğer etkisi, İŞKUR istatistiklerine olan yansımadır. Teşvikten yararlanmak için firma işe alımları, İŞKUR kayıtlarından geçirilecek, böylelikle İŞKUR’un işe yerleştirme sayıları rekor düzeyinde artacaktır.

Meslek Yüksekokullarındaki yıllık dönem sayısı 3’e çıkarılmaktadır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 3 üncü maddesinde yapılan düzenleme ile meslek yüksekokulu tanımı ve ön lisans tanımı değiştirilmektedir. Yeni düzenlemede MYO’lar “nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan yılda iki veya üç dönem olmak üzere 2 yıllık eğitim-öğretim sürdüren, ön lisans derecesi veren bir yükseköğretim kurumu” olarak tanımlanmaktadır. Daha önceki toplam 4 dönem, böylelikle 6 döneme kadar çıkabilecektir. İlave iki dönemin işletmelerde staj-beceri eğitimi şeklinde yapılması planlanmaktadır. Keza daha önceki tanımda “…ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan…” tabiri, yeni düzenlemede “…nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan…” olarak değiştirilmektedir.

Ayrıca, yüksek öğretim kurumları ile iş dünyası ve diğer paydaşlar arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla danışma kurulları oluşturulabileceği düzenlemesi getirilmektedir. Getirilen düzenlemeler olumlu bulunmakla birlikte MYO’ların yapısal sorunlarını çözmekten uzaktır.

 

 

 

EĞİTİM TAKVİMİ

1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
< Ağustos 2014 >


© MESS Eğitim Vakfı, 2008 Tüm haklar saklıdır. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.